selam

sobelendim...

7/4/2007 ·

bende sobelendim... tosyalim37 sobeledi beni... sevdiğim çizgi filmleri söyleyeyim;

1- ay savaşçısı

2- tom ve jerry

3- bugs bunny

4- şeker kız candy

5- temel reis

bunları büyüsem 50 yaşına gelsemde izlerim... benim sobelediklerim;

freyja

gsalpertunga96

gulay74

cicikelebek... sizde sevdiğiniz çizgi filmleri yazın bekliyorum...

Yorum (1) Yorum yaz!

ZEHİRLENMELER

5/4/2007 ·

ZEHİRLENMELER

Zehirli maddelerin yanlışlıkla yutulması en sık 1-5 yaş grubu çocuklarda oluşur. Bunun nedeni, çocukların bu devrede çevreye olan ilgisinin artmış olmasıdır. Hareketli ve meraklıdırlar. Eğer ilaçlar ve kimyasal maddeler kolayca erişilebilecek yerlere bırakılırsa dikkatsizlik ve tedbirsizliğin faturası ağır olabilir. Daha büyük çocuklarda zehirlenmeler intihar girişimlerine bağlı ilaç doz aşımlarıyla ilişkilidir.

Genel olarak bakıldığında, zehirlenmelerin çoğu yanlışlık sonucu ve evde meydana gelmektedir (%90). Olguların çoğunda zehirlenme belirtileri yoktur. Ölümle sonuçlanan zehirlenmeler oldukça nadirdir (% 0,01).

Küçük çocuklarda sıklıkla zehirlenmeye yol açan maddeler aile bireylerine ait ilaçlar, temizlik malzemeleri, cila eriyikleri, bazı bitkiler ve kozmetiklerdir. Ölümcül zehirlenmeler karbonmonoksit (~duman), ilaçlar (aspirin, depresyon tedavisi ilaçları, kalp ilaçları, kan yapıcı ilaçlar) ve zararlı hayvanları yok etmek için kullanılan zehirlerle oluşmaktadır. Zehirlenme meydana geldiğinde aile üyelerinin yapabileceği girişimler sınırlıdır. Bu nedenle zehirlenmeye yol açabilecek olumsuz çevre koşullarının ortadan kaldırılması, iyi bir eğitim ve korunma çok önemlidir.

Zararlı maddeler evlerde çoğunlukla mutfak ve banyoda bulunur.
Evin bu bölümlerinde ilaç ve kimyasal maddeleri yüksekte ve kilitli dolaplarda bulundurunuz.
Gazyağı ve diğer zehirli sıvıları gazoz vb şişelere koymayınız.
Kimyasal maddeleri mutlaka etiketleyip kaldırınız.
Böcek zehiri ile bulaşmış giysileri çocuklardan uzak tutunuz, elletmeyiniz. Cilde temas söz konusuysa bol sabunlu suyla yıkayınız.
Eski ve kullanılmayan ilaçları atınız. Kullanmakta olduğunuz ilaçları masada ya da çantada bırakmayınız.
Çocuk zehiri alırsa derhal doktorunuzu arayınız ve direktifleri doğrultusunda hareket ediniz.

Her zehirli madde alımında kusturma uygun değildir. Asitli maddeler mideye indikten sonra kusulurken yemek borusunu bir kez daha yakarlar. Bu, istenmeyen bir durumdur. Asitler ve gazyağı gibi maddeler kusma sırasında akciğerlere kaçabilir, ciddi kimyasal zatürre tablosuna yol açabilirler. Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da şudur: Bilinci yerinde olmayan çocuk kesinlikle kusturulmaz. Kısaca, kusturup kusturmayacağınızı, gerekliyse nasıl kusturacağınızı doktorunuza sorunuz. Ardından çocuğunuzu hastaneye götürünüz. Kusturma, zehirlenme tedavisinde birinci basamak girişimdir. Bundan sonrası hastanede hekim gözetiminde deneyimli kişilerce gerçekleştirilecektir.

Çocuğunuzun neyle zehirlendiğinden emin değilseniz, evde onun erişebileceği her türlü ilaç ve kimyasal maddeyi yanınızda getiriniz. Eğer acilen evden çıkmanız gerekli olduysa arkanızda bu işi yapacak bir kişi bırakınız.

Çocukları, zehirlenme ve olası sonuçlarından korumak birincil olarak ebeveynlerin sorumluluğudur. İhmal, dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu hayati tehlike söz konusu olursa ilgililerin yasal girişimlerde bulunması kaçınılmaz olur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

KAN UYUŞMAZLIĞI

5/4/2007 ·

KAN UYUŞMAZLIĞI

"Kan uyuşmazlığı" genel kanının aksine, karı koca arasında değil, gebelik döneminde anne ile karnındaki bebeği arasında söz konusu olabilen normal dışı bir durumdur. Hangi kan grupları arasında ve nasıl bir uyuşmazlık olduğunu anlatmadan önce kan gruplarını tanımlamak gerekir. Kanımızda oksijen taşımakla görevli kırmızı kan hücrelerinde bulunan proteinler esas alındığında klasik olarak dört ana kan grubu tanımlanır: "A", "B", "AB" ve "O" grubu .. Bir de "Rh" söz konusudur. Birey, "D" proteinine sahipse Rh pozitif (+), değilse Rh negatif (-) olarak ifade edilir. Rh (-) kişilerin vücudunda D proteini hiç yoktur ve bağışıklık sistemi için tamamen yabancı bir maddedir.

Normal koşullarda hamilelik döneminde anne ve bebeğin kanları birbirine karışmadan plasenta (eş) aracılığıyla oksijen, karbondioksit ve besi öğelerinin karşılıklı alışverişi gerçekleştirilir. Anne Rh (-), bebek Rh (+) ise ilk gebelikte herhangi bir sorun olmaz. Bebek doğarken zedelenen damarlardan bir miktar bebek kanı, Rh (-) annenin kanına karışabilir. Böylece annenin bağışıklık sistemi tamamen yabancısı olduğu bir proteinle, "D" proteini ile tanışır ve ona karşı tepki geliştirir. O maddeyi tanımadığı için yok etmek ister. Beyaz kan hücrelerinin D proteinini yok etmek üzere ürettiği -o maddeye özgü- sıvısal maddeleri (antikorlar) kullanarak hedefine ulaşır. Annenin kanında bir tane bile bebek kan hücresi kalmaz, tümü yok edilir. Bu savaş sona erdiğinde geriye "anti-D antikorları" adı verilen sıvısal maddeler ve bunları gereksinim duyulduğunda her an yeniden üretebilecek akıllı beyaz kan hücreleri kalır. İkinci gebelikte çocuk eğer yine Rh (+) kana sahipse annenin kanında hazır bulunan bu sıvısal maddeler (antikorlar) kolayca plasenta (eş) engelini aşarak anne karnındaki bebeğin kanına karışırlar. Bebek kırmızı kan hücreleri yok edilmeye başlanır. Çocuğun kemik iliği, karaciğer ve dalağı yok edilen kırmızı kan hücrelerinin yenilerini üretir ve eksilen kanı yerine koyar. Bu aşırı kırmızı kan hücresi yıkımı ve yapımı sürecinde "bilirubin" adı verilen ve fazlası zararlı olan bir madde açığa çıkar, bebekten anneye geçer, annenin karaciğeri tarafından yok edilir. Bebeğin karaciğeri henüz bu maddenin tümünü zehirsizleştirebilecek kadar gelişmemiştir. Eğer üretilen kırmızı kan hücresi miktarı yok edilenden az olursa sonuçta bebek ağır bir kansızlığa maruz kalır, hatta ölebilir. Eğer arada bir denge varsa bebek bir ölçüde kansızlıkla doğar veya sağlıklı olarak dünyaya gelir. Sorun asıl o zaman belirginleşir. Çünkü kan hücreleri hala parçalanmakta, yenileri yapılırken gereken maddeler anneden temin edilememekte, çocuk kendi depolarını kullanmaktadır. Üstelik açığa çıkan sarı boyar madde niteliğindeki "bilirubin" bebeğin karaciğeri tarafından yeterince vücuttan uzaklaştırılamamaktadır. Kanda belli bir düzeyi aşan "bilirubin" göz aklarına, cilde ve sonunda asıl zararını gösterdiği beyin ve sinir sistemine yerleşerek yaşamı tehdit etmektedir. Yenidoğan sarılığının ağır şekillerinde, tedavi edilmeyen çocuklarda adalelerin sertleşmesi, zeka geriliği gibi kimi geri dönüşümsüz sinir sistemi bozuklukları meydana gelmektedir.

Yenidoğan sarılığı olan bebeklerde sarı boyar madde "bilirubin"i vücuttan daha kolay uzaklaştırmak için belli bir dalga boyundaki ultra viyole ışınları kullanılmaktadır. Bebeklerin uygun sıcaklık ortamı sağlayan küvöz ya da yataklarda ultra viyole ışığıyla tedavisine "fototerapi" denir. Yeterli olmadığında bebeğim göbek kordonundan takılan bir sistemle, uygun bir Rh (-) kanla "kan değişimi" işlemi gerçekleştirilerek yaşamsal tehlike atlatılır. Geç kalınan durumlarda araz kalması olasıdır. Körlük, şaşılık, sağırlık, felç gibi ..

Mademki kan uyuşmazlığı ve sonuçları bu kadar ağır olabiliyor, o halde Rh (-) anneler için koruyucu bazı önlemler alınması gereklidir. Bir anne adayı eğer Rh (-) kana sahipse, ilk doğum, kürtaj ya da düşüğünden hemen sonra, bebeğinden kendisine o anda geçmiş olabilecek Rh (+) bebek kan hücrelerine karşı annenin bağışıklık sisteminde tepki oluşmadan önce girişimde bulunulmalıdır. Bunun için özel olarak hazırlanmış bir serum vardır: "Anti-D İmmun Globulin". Bu madde doğumdan (ya da düşük veya kürtajdan) hemen sonra anneye kaba etten iğne şeklinde yapılmalıdır. "Anti-D İmmun Globulin" kana karışır, bebekten geçmiş olan Rh (+) kan hücrelerini derhal yok eder. Annenin bağışıklık sistemi ne olduğu anlamadan işlem tamalanır. Bir süre sonra "Anti-D İmmun Globulin" doğal ömrünü tamamlar ve kanda yok olur. Oysa anne kendisi "antikor" geliştirmiş olsaydı bu sıvısal madde uzun süre kanda kalacak, gerekirse onu yeniden üretebilme yeteneği olan beyaz kan hücreleri tarafından eksikliği tamamlanacaktı. Pasif olarak verilmiş olan "Anti-D" için eksikliğin tamamlanması diye bir konu söz konusu değildir. Zamanla yok olan "Anti-D İmmun Globulin" bu sayede annenin sonraki hamileliklerinde çocuk için bir sorun oluşturamaz. Yalnız unutulmaması gereken bir konu bu immun globulinin herbir gebeliğin son bulumunda yeniden uygulanmasının gerekliliğidir. Kan uyuşmazlığı genel olarak ilk bebekte sorun oluşturmaz. Sonraki Rh (-) çocuk için zaten bir problem yoktur.

Rh uygunsuzluğu kadar ağır seyretmese de "kan grupları" arasında da uygunsuzluk söz konusu olabilir. Genellikle annenin "O" bebğin "A", "B" veya "AB" olduğu durumlarda meydana gelir. Farklı mekanizmalarla ama aynı aynı prensiplere dayanan süreçler yaşanır. Fakat daha seyrek olarak yaşamı tehdit eden boyutlara ulaşır.

Sonuç olarak Rh (-) olan annelerin Rh (+) doğabilecek çocukları için önceden hazırlıklı olunmalıdır. Eğer anne ve baba her ikisi de Rh (-) iseler genetik kurallarına göre Rh (+) bebekleri olamaz. Eğer anne Rh (-), bab Rh (+) ise çocuk Rh (-) de olabilir, Rh (+) de. Bu genel bilgi de göz önünde bulundurulmalı, doğum sonrası bebek kan grubu tayin edilmelidir. Anne Rh (-), bebek de Rh (-) ise uygunsuzluk yoktur, anneye anti-D immun globulin yapmak gerekmez. Annenin Rh (+) olduğu durumlarda çocuğun Rh'ı ne olursa olsun Rh uygunsuzluğu olmaz. Eğer anne ve baba her ikisi de "O" grubu kana sahiplerse çocukları mutlaka "O" grubu olur. Bu durumda anne ve bebek arasında grup uygunsuzluğu olamayacağı açıktır. Anne "O", baba "A" ise çocuk "O" veya "A"; anne "O", baba "B" ise çocuk "O" veya "B"; anne "O" baba "AB" ise çocuk "A" veya "B" olur ama "O" veya "AB" olamaz. Annenin "A" ya da "B" olduğu, çocuğun "B" ya da "A" olduğu durumlarda uyuşmazlık nadirdir, hafif seyreder. Ayrıca bazı alt kan grubu uygunsuzluklarında, hatta hiçbir uygunsuzluğun olmadığı kimi sıra dışı durumlarda kan uyuşmazlığıyla benzer klinik tablolar görülebilir, yenidoğan sarılığı meydana gelebilir.

Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için gebelikte sağlıklı ve düzenli izlem ön koşuldur. Anne baba adayları, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı arasında işbirliği bu sürecin temelini oluşturmaktadır. Uygun bir gebelik yönetimi ve doğuma uzman gözetiminde hazırlık, kan uyuşmazlığı gibi yaşamsal bir sorunun bile kolaylıkla halledilmesini sağlayacaktır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

YANIKLARDA İLKYARDIM

5/4/2007 · Kategori: HASTALIKLAR

YANIKLARDA İLK YARDIM

Deri, vücudumuzun dış dünya ile temas yüzeyidir. Çevresel etkilere açıktır. Isı değişikliklerine duyarlı olma özelliği nedeniyle yanıkları sık görülür. Çocuklarda en sık kollar, daha sonra baş ve boyun bölgesi yanar. Yanık vakalarının % 94'ü evde meydana gelmektedir. En çok sıcak sıvılarla haşlanma, daha az olarak alev yanığı ve nadiren elektrik yanıkları görülür.

Hekimler, yanığın ciddiyetini belirlerken yanan cilt bölgesinin genişliği ve derinliği yanında yakan maddeyi de göz önünde bulundururlar. Çocuklarda tüm vücut yüzeyinin % 12'sinden fazlası yanmışsa hayati tehlike söz konusu olur.

Deride kızarıklığa yol açan 2-3 santimetrelik küçük ve yüzeysel bir yanık önemli değildir, evde tedavi edilebilir. Bundan daha büyük bir yanık ise yanık yerinden su kaybına ve mikrop kaparak enfeksiyona yol açabileceği için tehlikeli olabilir.

Aman dikkat! Elektrik yanıklarında yanan saha küçük olsa bile derin dokular yanmış olabilir; mutlaka hekime başvurun.

Küçük Yanıklarda İlk Yardım:

Küçük yanıklarda yanık bölgesini basınçsız akan soğuk suyun altına tutmak suretiyle ağrıyı azaltın. Böylece yanan yerin su toplamasını da önleyebilirsiniz.

Yanık su toplarsa üstünü gazlı bezle kapatıp bantlayın. Su toplayan yeri patlatmayın. Burası yeni deri oluşurken yanan bölgeyi koruyarak iyileşmesini kolaylaştırır.

Yanığın üstüne krem, diş macunu ya da yoğurt gibi şeyler sürmeyin.

Çocuğunuz elbiseleriyle yanıyorsa hemen yere yatırın. Yanan yerlere elinizle dokunmayın, kendi giysilerinizi değdirmeyin. Su dökerek üzerine kilim, battaniye ya da kalın perde kapatarak alevleri söndürmeye çalışın. Bunu yaparken çocuğun başını örtmemeye olabildiğince dikkat edin. Alevleri naylon gibi yanıcı maddelerle örterek söndürmeye çalışmayın. Çocuğu dışarı çıkarmaya kalkmayın, çünkü hava alevleri güçlendirir.

Yanığın nedeni elektrikse çocuğun üzerine su dökmeyin.

Alevler söndüğünde büyük yanıklarda yapılacak ilkyardımı uygulayın.

Büyük Yanıklarda İlk Yardım:

Kaynar suyla, kızgın yağ ya da kimyasal maddelerle temas etmiş olan giysileri çocuğun diğer yerlerine değdirmeden makasla keserek üzerinden çıkarın. Yanan deriye yapışmış yanık ve kavruk giysileri çıkarmaya çalışmayın.

Yanık sahasını soğuk suyla serinletin. Çocuğu soğuk su dolu küvete sokun veya soğuk su ile ıslatılmış çarşafla yanık yerleri örtün. Derisini ovalamayın. Yanığa kimyasal maddeler yol açtıysa deriyi bol soğuk su ile iyice yıkayın.

Yanık bölgeyi temiz sargı bezi ile kapatın. (Steril sargı bezi yoksa sıcak ütülenmiş mendil veya yastık kılıfı da aynı işi görür). İlk girişimden sonra çocuğunuzu derhal acil servise götürün.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

8/2/2007 ·

yine bir ultrason...

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::